Silifke Belediye Meclisi tarafından alınan kararla, ilçedeki 42 mahallenin “Kırsal Mahalle” statüsü sona erdirildi. 7254 Sayılı Kanun ile 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na eklenen madde kapsamında daha önce kırsal mahalle olarak tanımlanan yerleşimler, yeni kararla birlikte kentsel statüye alındı. Karar, bölgede yaşayan binlerce vatandaş için yeni vergi yükleri ve artan maliyetler anlamına geliyor.
Alınan kararın, söz konusu mahallelere altyapı, doğalgaz veya sosyal donatı gibi yeni hizmetler kazandırmadığına dikkat çekiliyor. Buna karşın, altyapısı tamamlanmamış ve geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıkla sağlayan mahallelerin “şehir vergileri” ile karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Hizmet sunulmadan maliyet yüklenmesinin adil olmadığı vurgulanıyor.
Statü değişikliğiyle birlikte 42 mahallede yaşayan vatandaşları doğrudan etkileyecek önemli mali sonuçlar ortaya çıktı. Buna göre:
Su faturaları, herhangi bir hizmet artışı olmaksızın en yüksek tarife üzerinden hesaplanacak ve yaklaşık 4 kat artacak.
Kırsal mahallelere tanınan Emlak Vergisi muafiyeti kaldırıldı. Henüz inşaatı tamamlanmamış evler ve tarım arazileri için vatandaşlar vergi mükellefi haline getirildi.
Köyünde ev yapmak isteyen yurttaşlar, yüksek ruhsat harçları ve ağır bürokratik işlemlerle karşı karşıya bırakıldı.
Silifke’nin ekonomik yapısının büyük ölçüde tarıma dayalı olduğu hatırlatılırken, bu mahallelerin “kentsel alan” ilan edilmesinin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini hukuken tartışmalı hale getirdiği ifade ediliyor. Kararla birlikte ilerleyen süreçte “şehir merkezinde ahır olmaz” gibi gerekçelerle üreticilere ceza kesilmesinin ya da faaliyetlerin durdurulmasının önünün açılabileceği endişesi dile getiriliyor.
Karara yönelik eleştirilerde, belediyeciliğin vatandaşın cebine ek yük bindirmek değil, yaşam maliyetlerini düşürmek olduğu vurgulanıyor. Silifke’nin coğrafi, ekonomik ve sosyolojik gerçekleri dikkate alınmadan, mahalle sakinlerinin görüşü alınmadan yapılan bu statü değişikliğinin yerel ekonomiye darbe vurduğu savunuluyor.
Yetkililere çağrıda bulunan tepkilerde, üretim kapasitesi analiz edilmeden, sosyo-ekonomik yapı göz ardı edilerek alınan bu tür “masa başı kararların” Silifke’ye fayda değil, yalnızca yeni yükler getireceği ifade ediliyor.